BİR TAHSİS, İKİ ANLAYIŞ, BİR BÜYÜK ADALETSİZLİK; RİXOS DOSYASINI AÇIYORUZ!
 
Kamuoyuna ve Değerli Meslektaşlarımıza saygıyla duyurulur.

Bu açıklama bir polemik değildir.

Bu açıklama; rakamlarla, tarihlerle ve fiili uygulamalarla kanıtlanmış, inkâr edilemez bir gerçeğin ilanıdır.

Türkiye Ormancılar Derneği (TOD) 1924 yılında ve Orman Mühendisleri Odası (OMO) ise 1954 yılında kurulmuştur.

Her iki yapı da köklüdür.

Ancak köklü olmak, hiçbir kuruma ayrıcalıklı davranma hakkı vermez!

Rixos Premium Belek Otel’in kullanım hakkı; %50 OMO – %50 TOD olacak şekilde tahsis edilmiştir.

Bu tahsiste emeği geçenleri bir kez daha şükranla anıyoruz.

Ama altını birkez daha çizmekte fayda görüyoruz, bu tahsis; kişilere değil, kurumlara, daha açık bir ifadeyle ilgili kurumların tüm üyelerine eşit yararlanması amacıyla yapılmıştır.

Kullanıma tahsis edilen oda sayısı;

  • OMO: 75 oda
  • TOD: 75 oda
     
    Üye sayıları;
  • OMO: Yaklaşık 20.000 üye
  • TOD: Yaklaşık 1.800 üye
     
    Yani;
    OMO’da 20 bin üyeye 75 oda,
    TOD’da 1.800 üyeye  yine 75 oda.

Bu sayısal gerçekleri burada not ediyoruz.

OMO üyeleri tatil için OMO ya bir kuruş ödemezken, Rixsos’a tatil bedeli olarak  yaz sezonu 24 Euro, kış sezonu 20 Euro ödüyor.

Peki, TOD üyelerinden ne kadar ücret talep etmektedir?

Ve asıl soru: Bu kurumlar üyelerden hangi gerekçeyle, ne kadar katılım payı almaktadır?

  • 2025 yılı itibarıyla OMO katılım payının tamamı 418 öğrenciye  burs olarak aktarılmaktadır.
  • TOD katılım payı: ❓❓

Kamuoyuna açıklanmış bir veri bulunmamaktadır.

OMO’nun Rixos’tan elde ettiği katkı paylarının tamamı öğrencilere burs olarak veriliyor. Tek kuruşu dahi ayrıcalığa, kişisel ya da kurumsal kullanıma dönüşmüyor.

Buradan açıkça soruyoruz:

  • TOD, aldığı katkı paylarını ne yapmaktadır?
  • Öğrencilere burs ya da meslektaşlara herhangi bir destek sağlamakta mıdır?
  • Kaç öğrenciye burs verilmektedir?
  • Kaç meslektaşa, hangi kriterlerle katkı sunulmaktadır?

Tüm bunlara verecek cevapları yoksa neden sürekli destekledikleri gruplar aracılığı ile OMO Rixos politakalarını ve ücretlerini hangi yetkiyle ve ne hadle eleştirmektedir?

OMO’nun, Rixos’tan tahsis bedeli olarak aldığı yıllık kullanım ücreti; genel merkezimizde ve Türkiye genelindeki 15 şubemizde, yaklaşık 20.000 üyemize daha nitelikli hizmet sunabilmek amacıyla istihdam edilen 35 personelimizin ancak 4 aylık maaşlarını karşılayabilmektedir.

Bu tablo ortadayken; TOD’un Rixos’tan tahsis bedeli kapsamında aldığı yıllık kullanım bedelinin, hangi amaçlarla, nerelerde ve kimlere hizmet etmek üzere kullanıldığı hususu, kamuoyunun ve meslektaşlarımızın doğal bir merak ve sorgulama konusudur.

Bu sorulara verilecek açık, net ve şeffaf yanıtların; kurumsal güveninizi güçlendireceğine, meslek camiamızda oluşan soru işaretlerini gidereceğine inanıyoruz.

Bu nedenle, perde arkasından OMO hakkında dedikodu üretmek yerine, Rixos ile ilgili kendi yönetim süreçlerinizi ve karar mekanizmalarınızı kamuoyuyla şeffaf bir biçimde paylaşmanızı bekliyoruz.

Açıklayın; biz de bilelim, meslektaşlarımız da bilsin!

Bugün gelinen noktada;

  • TOD, neredeyse üç yılda bir tüm üyelerini Rixos’a gönderebilmektedir.
  • ⁠OMO ise aynı imkânı onbeş yılda bir ancak sağlayabilmektedir.

Aynı tahsis,
aynı oda sayısı,
ama uçurum gibi bir fark!

Bir tarafta;
Demokratik uygulamalarla yıllar içinde tüm meslektaşlarına Rixos imkanısağlamaya çalışan OMO,

Diğer tarafta;
Üç yılda bir tüm üyelerine Rixos imkanı sunma imkanı varken bu süreci bile yönetemeyen TOD!

Tereddütleri ortadan kaldırmanın ve güveni tesis etmenin en doğru yolu,
Rixos imkânından yararlanan kişilere ait listenin aynen OMO’da olduğu gibi aylık olarak şeffaf biçimde paylaşılması ve uygulamanın kamuoyuna açık bir şekilde izah edilmesidir.

Bir diğer mesele; OMO’ya, meslek mensubu olan herkes üye olabilir.

TOD’da ise; belirli bir zihniyetin egemen olduğu, kapalı ve seçici bir anlayışla işleyen; bir dernekten ziyade adeta bir kast sistemi gibi çalışan bir yapı ile karşı karşıya olduğumuz görülmektedir.

Ve sonra çıkıp demokrasiden söz ediyor, henüz içselleştiremedikleri demokrasiyi ağızlarına almaktan da çekinmiyorlar, pes!

Adında “Türkiye” ibaresi bulunan, kamu yararına çalışan statüsüne sahip; Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Türk ormancısına armağanı olan bu derneğe üye olmak, her bir ormancılık meslek mensubumuzun en doğal ve meşru hakkıdır.

Bu nedenle derneğin üyelik süreçleri kişilere göre değil, eşitlik, liyakat ve şeffaflık ilkeleri doğrultusunda yürütülerek kamuoyuyla paylaşılmalıdır.

Buradan soruyoruz:

  1. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu, adında “Türkiye” ibaresi bulunan derneğe neden Türkiye Ormancısının üyeliği kabul edilmemektedir?
  2. Son beş yıl içinde;
  • Kaç meslektaş üyelik başvurusu yapmıştır?
  • Kaçı kabul edilmiştir?
  • Kaçı reddedilmiştir?
  1. Reddedilen başvurular hangi gerekçelerle reddedilmiştir?
  2. Bu gerekçeler yazılı mıdır?
  3. Dernek içinde size rakip olanlara gerçekten adil davranılmış mıdır? Yoksa orada da benzersiz demokrasi anlayışınız mı devreye girmiştir?

Buradan açıkça ilan ediyoruz:
Yarından itibaren Türkiye Ormancısıyım diyen herkes TOD’a üyelik başvurusu yapacaktır.

Soruyoruz:

  • Kabul edecek misiniz?
  • Yoksa kapılar yine sadece “uygun görülenlere” mi açık olacak?
  • ⁠Ya da kimlerden referans alınması ile ilgili tavsiyelerde mi bulunacaksınız?

Unutmadan!
Son dönemde; OMO seçimlerine, perde arkasından, demokrasi söylemleriyle müdahale edildiğini görüyoruz.

Eğer gerçekten mesleği ve meslektaşı önemsiyorsanız;
Cesur olun!
Açık olun!
Gizlenmeyin!

Birliğe Çağrı’nın karşısına açıkça çıkın!

Soruyoruz:
Bunu yapabilecek cesaretiniz var mı?

Bu açıklama bir son değil, aksine yepyeni bir başlangıçtır.

Meslek sahipsiz değildir.
Meslektaş yalnız değildir.
Sahayı asla boş bırakmadık, bırakmayacağız!
 
Hodri Meydan!
 
Toprağımız Bir, Yolumuz Bir!

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz